İçimizdeki Acımasız Yargıç: Kendimize Neden Bu Kadar Sert Davranıyoruz?

Zihninizde hiç bitmeyen bir mahkeme ile mi yaşıyorsunuz?


Seanslarımda sıkça karşılaştığım, kaygı maskesinin altına gizlenen o ağır öz eleştiri yükünü azımsamamak ve artık fark etmek gerekiyor. Peki, hiç susmayan bu iç ses nereden geliyor?
Çoğunlukla çocukluktaki ebeveyn tutumları, ilk bakım verenlerimizle kurduğumuz bağ ve etkisinde kaldığımız toplumsal beklentiler, bu iç sesin ne kadar sert veya şefkatli şekilleneceğini doğrudan belirliyor.

  • Farkında olmadan kendimizi nasıl cezalandırdığımıza bir bakalım:
  • Dinlenirken veya sadece dururken derin bir suçluluk hissetmek,
  • Başarıları küçümseyip “şans eseri oldu” diyerek geçiştirmek,
  • En ufak bir hatayı günlerce zihinde büyütüp kendini suçlamak,
  • Kendi sınırlarını hiçe sayarak sürekli “hayır” diyememe döngüsüne girmek,
  • İhtiyaç duyduğunda bile yardım istemeyi bir zayıflık gibi görmek.


Peki, Şefkat Odaklı Terapi (CFT) bu kısır döngüde bize nasıl yol gösterir?
Kısaca açıklamak gerekirse; bu yaklaşım insan zihnini üç temel duygu düzenleme sistemi üzerinden ele alır: tehdit, dürtü/ödül ve yatıştırma sistemi. Acımasız yargıcımız devredeyken, tehdit sistemimiz sürekli alarm verir ve denge bozulur. Seanslarımızda beynimizin yatıştırma sistemini aktive etmenin yollarını birlikte öğreniyor, güven ve şefkat hissini yeniden inşa ediyoruz.
Üstelik bu süreci sadece konuşarak değil, eylem yöntemlerinden yararlanarak yürütüyoruz; Tele’Drama teknikleri sayesinde bu dönüşümü birlikte, somut ve canlı bir biçimde deneyimlemek mümkün oluyor.
Zihninizdeki o mahkemenin kapılarını kapatmak ve kendinizle barış imzalamak bir yolculuktur.
Süreci konuşmak ve ilk adımı birlikte atmak isterseniz, ücretsiz ön görüşme için benimle iletişime geçebilirsiniz.